MAG Dergi Blog Sayfasına Hoş Geldiniz...

  • MAG
  • GİRİŞ - ÜYE OL
  • MAG ONLINE

Başlıklar

Popüler Yorumlar

merve just a girl...
herşeyi "sevmek" için yaparız..
Twitter Facebook'u g
Twitter mantık bazında facebook'u geçti zaten ama
İçinden sokak geçen
i.melih gökçeğin ciğeri ahmet bey yanış iş yapmaz.
Otoparkçılara hasta
birilerin sana blog sayfasında yada bir dost sohbe
10 Adımda Bişeyler O
10 adım fazla bence smiley
Merll Hosting- Life of the blue!
Etiket >> m3
Mar 17
2010

BMW'nun yarışçı ruhu

Yazan kişi: Burak Ekmekçiler in sporm3BMWaraba

Burak Ekmekçiler
M3 efsanesinin son serisi olan E90-E92-E93 Modellerinden bahsetmeden BMW'yu bahsetmek abesle iştigal olurdu. Bu yeni seri ilk olarak o sene 77.si yapılan ve 2007’nın başlarına denk gelen Cenevre Motor Fuarında tanıtıldı ve o zamandan yeni çıkacak olan M3un sinyallerini vermeye başladı. Bilindiği üzere M3 denince akla hem günlük hem de pistlerde aynı anda kullanılabilen bir araç geliyor. BMW bundan yola çıkarak aynı çizgiyi kaybetmeden yeni bir araç üretti. Kasa kodları olarak bu sefer 90 serisini seçen BMW Coupe Serisi için E92, üstü açılabilen versiyonu için E93 ve hızlı aile babaları için üretilmiş olan 4 kapı sedan araçlar için ise E93 kasa kodunu kullanmayı seçmişti. Uzun süren çalışmalar sonunda üretim bandından çıkan bu canavar M departmanının yüz akıydı ve Pol pozisyonunu almak için yeniden can atıyordu. Yeni araç V8 motora sahipti ve ilk olarak 420bg güç üretiyordu. Bu motor üzerinde çok çalışan BMW mühendisleri BMW karakterine yakışır sorunsuz bir araç üretmekte ısrarcıydı. Hem günlük kullanılabilecek bir araç hem de yarış ruhunu sonuna kadar taşıyan ve bunun yanında da bir o kadar sorunsuz bir araba yaratarak BMW itibarını korumak mühendislerin gece gündüz çalışmasını gerektirmişti. Yeniden dizayn edilmiş sekiz silindirli yeni kalp yüksek hız konseptine bağlı kalınarak BMW Sauber F1 takımıyla ortak çalışmalar gerçekleştirilerek Formula 1 aracının sahip olduğu motorun DNA’larından üretildi. Bu sıkı çalışmalar sonunda V8 motor 3.999cc’lik bir hacme ve 8.400dd’de 400Nm tork ile beraber 420bg güç üretiyordu. İlk olarak üretilen modelde standart olarak değişken zamanlı arka diferansiyel kullanıldı ve bu sayede araç sürücünün aracı kullanmak istediği karaktere göre kilitleme şeklini değiştirebiliyordu. Ani hızlanmalarda değişken zamanlı diferansiyelinde katkısı ile 0’dan 100km/h sürate sadece 4.8 saniyede ulaşıyordu ve aracın sınırlandırılmış son limiti olan 250km/h’e de aynı ataklıkla çıkıyordu. BMW E92 M3 Coupe tam 1655kg ağırlığındaydı. BMW normal 3 Kasasında üretmiş olduğu üstü açılabilen versiyonu da M departmanına gönderdi ve M departmanı bu araç için E93 kasa kodunu kullanarak istenirse üstü açılabilen, istenirse üstü kapatılabilen bir hard top a sahip olan bir aracı piyasaya çıkardı. Bu sayede araç sahipleri istediğinde kulaklarına dokunan rüzgarı hissederken istediğinde de bir coupe kadar güvenli bir araca binebilecekti. Bu araçta da 6 ileri manuel ve M departmanının geliştirdiği yeni 7 ileri çift kavramalı bir şanzuman sistemi bulunuyordu. Diğer BMW’larda olduğu gibi bu araçlarda da Drivelogic bulunuyordu. E93’te diğer M3’lerde olduğu gibi ve M3 departmanının geliştirmiş olduğu Power Dome olarak adlandırılan kaput üstü spoileri tarzında dizayn edilmiş ve araca aerodinamik esneklik sağlayan bir çıkıntı bulunuyordu. Yine diğer M3’lerde de olduğu gibi çamurluk üzerinde bulunan M3 logolu hava girişleri ve 18 inçlik devasa jantları Onu diğer Convertible 3 serilerinden ayırıyordu. Üstünün açılmasını bir avantaj olarak kullanan E93 araç içine sığdırabildiği 4 kişiye muhteşem bir V8 senfonisi yaşatıyordu. Drivelogicle desteklenen çift kavramalı sistem aracı 0’dan 100km’ye sadece 5.1 saniyede çıkarıyordu ve Avrupa standartlarına göre ayarlanmış olan bir E93 100km’de 12.3L yakıt tüketimine sahipti. Bunun yanında sürücü Drivelogic’ten 3 farklı EDC’den (Electronic Damper Control) birini seçerek gitmek olduğu yola kendi anlamını kazandırabiliyordu. BMW’nun bu araçta standart olarak sunduğu güvenlik önlemleri resmen alfabenin her harfinden oluşuyordu; ABS, ASC, CBC ve DSC gibi sistemlerden oluşuyordu. E93’un 3 parçalı alüminyumdan oluşan tavanı 22 saniyede açılarak görevini tamamlıyordu. Üstü açıldıktan sonra otomatik olarak aktive olan ve kaza anında arka yolcuların yaralanma riskini azaltmak için roll barlar arka kafalıkların hemen arkasında görev alıyordu. Yeni motor eski modellerde olduğu gibi çift Vanos sistemini kullanıyordu ama bu sefer daha düşük basınçlı olarak tasarlandılar ve bu sayede daha düşük emisyon değerlerine hem de daha fazla yakıt ekonomisine sahip bir motor olmuştu. Ve yine bu motor F1 motorunun DNA’larını kullanarak oluşturulduğu için pistlerden yollara aktarılan en büyük gelişim olarak gösterilen her silindir için ayrı kelebek teknolojisiyle donatılmıştı bu sayede daha tepkili ve daha yumuşak bir motor elde edildi. Bu kadar güçlü bir arabadan beklenmeyecek konfor özelliklerini de beraberinde getiren E93 diğer M3’ler gibi her biri birbirinden ayrı 4 koltuk sayesinde sürücü ve bütün yolculara ayrı bir konfor yaşatıyordu. BMW Individual High End ses sistemi opsiyonuyla beraber 16’ya çıkan hoparlör adedi ile akustik müzik zevkinin tadını damağınızda bırakabilecek kadar da iddialı idi. İç mekanda içinden çıkılması çokta kolay olmayan bir opsiyon listesi de bu M3’ü alırken karşınıza çıkacak. Açılabilen tavan araca coupe görüntüsü veremese bile Coupe kadar güvenli bir alan sağlayabiliyor ve bütün hava koşullarında aracı sorunsuz kullanmanıza olanak sunuyor. Tavan açıldığında size sadece mükemmel V8 senfonisinin tadını çıkartmak kalıyor. Tavan açık konumda iken 350lt olan bagaj hacmi kapanan tavanla beraber 210lt’ye düşüyor ve buda üstü açılabilen 4 kişilik bir süper spor için hiçte azımsanamayacak bir hacim. BMW mühendisleri tek kapı araç üretimine bağımlı kalmamak için çok kısa sürede çok büyük ödüller kazanan 3 Serisinin 4 kapılı Sedan versiyonu olan E90 Sedan Saloon’u da M departmanına teslim etmede çok geç kalmadı. M3 Coupe çok özel bir güç ve performansı mükemmel bir dinamik şase ile sunulmuştu ve bu özel aracı M departmanı sınıfında çok büyük bir boşluk bulunan sedan klasmanına taşıdı. Araç M3 Coupe şıklığında, onunla aynı performansta ve onunla aynı özelliklere sahipti ancak günlük kullanım için biçilmiş kaftandı. BMW ilk defa 13 yıl sonra bir sedanını M departmanına göndermişti. 4 kapılı kardeş diğer spor otomobil klasmanındaki olan kardeşleri kadar atik ve bir o kadarda kullanışlı günlük binilebilinecek bir araçtı. Bu sayede performans isteyip de yer sıkıntısı yüzünden bu araçlara sahip olamayan hızlı babaların yüzünü güldüren BMW M departmanı M5 gibi mükemmel bir başarı kazanmıştı. M3 Coupe’yi Düşündüklerinden çok daha fazla satan BMW temsilcileri bu arabayı daha farklı modellerde revize ederek BMW E92 M3’ü neredeyse bürünebileceği her kılığa soktular. İlk değişim M3 Coupe Edition ile başladı. Orijinal donanım kullanmayı seven müşteriler için Coupe Edition Hafifletilmiş jantlar, Daha alçak bir şase, farklı renkler, daha çok iç mekân opsiyonu ve güç modifikasyonları ile görücüye çıktı. 2009’un Temmuz ayında Alpine White, Siyah, Dakar Yellow, ve Monte Carlo Blue renkleriyle sadece 6 ay ile sınırlı sürede özel sipariş ile üretildi. Aracın sadece dış rengini seçmesini size bırakan BMW iç mekânın renklerini kendisi belirliyordu. Aracın on ızgaraları bütün modellerde siyah olarak standart çıkıyordu. Ön ızgaralarla beraber kombinasyon yakalamak isteyen BMW tasarımcıları yan ızgaralar ve egzozlarda da siyah krom rengini kullanmışlardı. Siyah tonlarının araçta kopukluk yaratmasını istemeyen tasarımcılar aynaların gövdeyle birleştiği A sütununa kadar olan bölümlerde de siyah kullanmayı tercih etmişlerdi. Aracın dışında olduğu kadar içinde de değişikliklere giden tasarımcılar Beyaz ve Siyah renkli araçların içinde bulunan orta konsolun tamamında beyaz rengi tercih etmişti. Diğer renkler için ise Dış rengin tonuna yakın renklerle kombinasyon yapmayı tercih etmişlerdi. Aracın içinde diğer kalan yerler ise deri ve karbon fiber kullanılarak tasarlanmıştı. Aracın koltukları yeniden tasarlanmıştı ve renklendirilmişti. Siyah ve Beyaz araçlarda koltuk siyah beyaz diğer renklerde ise aracın dışı ile aynı renkte kullanılan deri ile kaplanmıştı. Aracın dış görünüşünde biraz daha güzelleştirme yapan tasarımcılar bütün modellerde sipariş edebiliyordu. Alpine White, siyah ve Monte Carlo Blue renklerinde jantlar Beyaz olarak sipariş edilebiliyordu. Araçta bulunan ve sadece Coupe Edition’a özel üretilen süspansiyon sistemi aracı normalden tam 10mm yere yaklaştırmıştı. 2009 yılında görücüye çıkan ikinci araç ise BMW M3 GT4’du ancak bu aracı yollarda görmemiz hiç mümkün olmadı çünkü bu araç sadece 24 saat Le Mans yarışı için üretilmişti. Araçlar o sene yarışı 30. olarak bitirdiler. BMW’nun gerçek yarış versiyonu olan GTR ilk olarak Chicago oto fuarında tanıtıldı ve araç American Le Mans Series (ALMS) için dizayn edilmişti. Bu canavar 485 bg gücündeydi. Bu araç BMW M Departmanın şimdiye kadar geliştirdiği en güçlü 4. arabaydı. Bir çok yarış ekipmanıyla güçlendirilmiş ve ekstra hafifletilmiş araç bu gücünün yanında sadece ve sadece 1150 kilo idi! 2010’un başlarında BMW yeni oyuncağı olan E92 M3 GTS’i o senenin yazı içinde piyasaya süreceğini duyurdu. GTS geneliyle el yapımı olan, mükemmel modifikasyonlara sahip ve müşterisinin isteği ile özel olarak üretilen bir canavar olacak. Modifikasyonları yaparken aracın yürüyenine, süspansiyonlarına, dışına ve içine çok büyük özen gösterileceğini açıklayan BMW sahneye çıkardığı ilk turuncu modelle de gözlerimize bir ziyafet çektirmişi. Mühendisler aracı hem motor hemde güvenlik olarak o kadar değiştirdiler ki GTS hafta sonları yapılan Club Sport yarışlarına hazır bir hal aldı hatta o kadar abarttılar ki isteyen müşterilerine araçları homolog edip onu yarış pistlerinde de zorlamaları için fırsat sundu. Araç DIN standartlarına uygun hale getirilerek ağırlığı 1500 kilonun altına çekildi ve 6 noktadan kilitli yarış kemerleriyle beraber B sütununa bağlı roll cage monte edildi. Araçtaki hafifletme tavanla başladı ve tavan standart modellerin hepsinde komple Carbon Fiber malzemeden üretilmişti ancak bu modelde tavan komple titanyum malzemeyle değiştirildi. Bu malzemeden kapı içleri ve iç aksamdan birkaç parça da nasibini aldı. Bunların yanında aracın içindeki otomatik klima, arka koltuklar, ses sistemi ve izolasyon araçtan diskalifiye edildi. 3.999cc olan motor 4.400cc ye çıkartıldı ve aracın gücüde 450bg’e yükseldi. Araçta diğer BMW’larda kullanılmayan DKG şanzıman kullanıldı. 7 ileri olan bu şanzımanı kullanmak için direksiyonun arkasındaki kulaklara ufak dokunuşlar yapmak yeterliydi. Bu güce ve bu aktarmaya dayanıklılık sağlamak için aracın alt takımında komple revize çalışmaları yapıldı ve Akslara kadar uzanan güçlendirilmiş parçalarla değiştirildi. Araçta 19 inç çift kollu M Competition jantları daha büyük lastik ebatlarıyla beraber kullanıldı. Aracın aerodinamik karakterine de el atan mühendisler öne irice bir tampon altı eki arkaya ise DTM araçlarını andıracak şekilde dizayn edilmiş bir kanat monte ettiler. Ön böbrekler dahil aracın bütün ızgarları siyah krom malzeme ile kaplandı. M3 GTS gücüyle beraber güvenlik tedbirlerini de yanında getirdi. Klasik M koltuklarının yanı sıra aracın direksiyonu ve bütün içi komple alcantara kumaş ile kaplandı. Kapılar ve panellerde bu özel kumaştan nasibini aldı. Araçta 6 noktalı emniyet kemerleri, yangın söndürücü ve acil durum güç kesme şalteri de GTS’nin içinde bulabileceğiniz yarışçı ruhu hatırlatacak detaylardı.